Reklamda gördüğünüz parlak ürün görseli bir fotoğraf mı, yoksa yapay zekânın ürettiği kusursuz bir illüzyon mu? ABD’nin Pensilvanya eyaleti, bu soruya yasal bir yanıt arayan eyaletler arasına katıldı. Vali Josh Shapiro, eyalet senatosunun SB 806 numaralı tasarısı olan Yapay Zekâ Aldatıcı Reklam Yasası’nı (Artificial Intelligence Deceptive Advertising Act) 22 Ekim’de imzaladı.
Yasa ne istiyor?
Yasa, yapay zekâ ile üretilmiş ya da önemli ölçüde değiştirilmiş görsel, video ve ses içeriklerini kapsıyor. Bu tür “sentetik içerik”, reklamı yapılan ürün ya da hizmetin niteliği, kaynağı veya gerçekliği hakkında tüketicide yanlış bir algı yaratacak şekilde kullanıldığında, reklamveren bunu açıkça belirtmek zorunda.
Açıklama, reklamın “yapay zekâ kullanılarak değiştirilmiş veya üretilmiş içerik barındırdığını” söylemeli; açık ve göze çarpan biçimde, içerik ilk gösterildiği anda ve içerikle aynı ortamda (görselde görsel, seste sesli) yer almalı. Teknik olarak mümkünse etiketin kalıcı ya da kaldırılması son derece zor olması gerekiyor.
Kimler muaf, nasıl denetlenecek?
Açıkça kurgu olduğu anlaşılan içerikler, parodi, hiciv, yorum ve eleştiri ile yalnızca metinden oluşan içerikler yasanın dışında. Siyasi reklamlar da bu düzenlemenin kapsamına girmiyor. Yasayı yalnızca eyalet başsavcısı ve bölge savcıları uygulayabiliyor; mahkeme, ihlal başına 3.000 dolara kadar para cezası ve masraflara hükmedebiliyor. Tüketicilerin doğrudan dava açma hakkı ise bulunmuyor. Yasa, imzadan 60 gün sonra, 21 Aralık 2026’da yürürlüğe girecek.
Belirsiz nokta: “Yanlış algı” ne demek?
Hukuk bürosu Loeb & Loeb’in değerlendirmesine göre yasanın en tartışmalı yanı, açıklamayı neyin tetiklediği. Metne göre etiket, yapay zekâ içeriği yalnızca “yanlış bir algı” yarattığında gerekiyor. Ancak bir ürünü yanlış tanıtan reklam zaten mevcut yasalara göre hukuka aykırı ve bir etiket bu sorunu ortadan kaldırmıyor. Tasarının sponsoru senatör ise meclis kürsüsünde, tüketicilerin bir reklamın insan tarafından mı yoksa yapay zekâ tarafından mı üretildiğini bilmeyi hak ettiğini söyleyerek çok daha geniş bir okuma yaptı.
Uzmanlar bu belirsizlik nedeniyle pek çok reklamverenin “emin değilsen etiketle” yaklaşımını benimseyeceğini öngörüyor. Pensilvanya’nın yaklaşımı, yalnızca “sentetik oyuncuları” düzenleyen New York ve Kaliforniya’dan farklı: Burada ürün görselleri, sesler ve videolar da kapsamda.
Türkiye için ne anlama geliyor?
Türkiye’de yapay zekâ ile üretilmiş reklamlara özel bir etiket zorunluluğu henüz yok; ancak aldatıcı reklam genel olarak mevcut tüketici mevzuatı kapsamında yasak. Dünyanın farklı yerlerinden gelen bu tür düzenlemeler, reklam sektörünün ve platformların yapay zekâ içeriğini işaretleme konusunda küresel bir standarda doğru ilerlediğini gösteriyor.
Yapay zekâ okuryazarlığı açısından: Neyi sorgulamalıyız?
- Bir reklamdaki ürün görseli “fazla mükemmel” göründüğünde, gerçekte satın alacağımız ürünle ne kadar benzeştiğini sorguluyor muyuz?
- Etiket olmaması, içeriğin gerçek olduğu anlamına mı geliyor, yoksa sadece yasanın kapsamı dışında mı kalıyor?
- Siyasi reklamların bu tür kuralların dışında tutulması, en hassas alanda en az şeffaflık anlamına gelmiyor mu?
Etiketler faydalı bir ilk adım; ama gördüğümüz her görseli eleştirel bir gözle değerlendirme alışkanlığının yerini tutmuyor. Yapay zekâ çağında reklam okuryazarlığı, artık “bu ürün iyi mi?” sorusunun yanına “bu görüntü gerçek mi?” sorusunu da eklemeyi gerektiriyor.
Kaynak: Pensilvanya Eyalet Meclisi (SB 806), Loeb & Loeb, The Verge







