Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, 3 Ağustos 2026’da Giresun’un Alucra ilçesindeki 5. Boyluca Düşünce Kampı’nda net bir takvim verdi: önümüzdeki iki yıl içinde 5 milyon vatandaşa yapay zekâ okuryazarlığı kazandırmaya çalışacaklar. Aynı konuşmada, yaklaşık 2 bin kamu veri setinin Türk yapay zekâ geliştiricilerinin kullanımına sunulmasının amaçlandığını söyledi. İkisi de tamamlanmış iş değil. Biri eğitim sözü, diğeri veri sözü. İkisi de aynı cümlede “yaygınlaşsın” diye yan yana duruyor.
Okuryazarlık burada neyi kapsıyor
Kacır, programı günlük hayatta bir sohbet botunu açmayı öğretmekle sınırlamadı. Stratejik Düşünce Enstitüsü’nün 3 Ağustos 2026 aktarımına göre okuryazarlık, yapay zekânın imkân ve fırsatlarını, sınamalarını ve tehdit risklerini birlikte kavramayı hedefliyor. Yani vatandaştan beklenen yalnızca “şunu nasıl yazarım” değil. Aracın nerede işe yaradığı, nerede yanıldığı ve kötüye kullanımın neden bu çağın büyük risklerinden sayıldığı da müfredatın içinde düşünülüyor.
Bakan, yapay zekâyı dar bir sektör teknolojisi olarak değil, elektriğe ya da internete benzetilebilecek, hayatın her alanını etkileyen bir başlık olarak tarif etti. Aynı nefeste uyarıyı da ekledi: bu güç insanlık yararına kullanılabileceği gibi kötücüllerin elinde de büyüyebilir. Okuryazarlık hedefinin 5 milyon gibi yuvarlak ve büyük bir sayıya bağlanması, bu yüzden bir yazılım kursu duyurusundan çok bir farkındalık seferberliği gibi okunuyor. Konuşmanın fiili de temkinli: “kazandırmaya gayret edeceğiz.” Bu, iki yılın sonunda 5 milyon kişinin sertifika aldığı anlamına henüz gelmiyor.
Dört başlık ve profesyonel kadro
Kacır, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir önceki ay duyurduğu yapay zekâ yol haritasına ve eylem planına atıf yaptı. Stratejide dört ana başlık saydı: fark et, istifade et, üret ve yönet. “Kullanım” kelimesini özellikle geri plana ittirdiğini, çünkü kullanımın kötüye de açık olduğunu, bunun yerine değer üretmeyi çağrıştıran “istifade”yi seçtiklerini anlattı. Her başlığın altında 2030’a kadar devlet hedefleri bulunduğunu söyledi.
Toplumsal okuryazarlığın yanında bir de meslek içi hat var. Bakan, bazı alanlarda uygulama profesyonelleri için eğitim süreci işletileceğini ve 100 bin uygulama profesyonelini hızla yetiştirmek istediklerini belirtti. Bu ikinci sayı, 5 milyonluk genel kitleden ayrı. Biri herkese yönelik temel kavrayış, diğeri belirli işlerde aracı uygulayacak kişiler. Eylem planının basındaki özetlerinde bir de 10 bin ileri düzey uzman hedefi geçiyor. O rakam, Alucra konuşmasının Stratejik Düşünce Enstitüsü aktarımında ayrıca telaffuz edilmiyor. Bu yazı onu konuşmanın parçası gibi sunmuyor. Bilinen konuşma hedefi, 5 milyon yurttaş ve 100 bin uygulama profesyoneli.
İki bin kamu veri seti ne zaman
Veri tarafındaki cümle de hedef kipinde. Kacır, kamunun elindeki imkânı geliştiricilerle paylaşmanın Türkiye’nin özgün kabiliyetlerinden biri olabileceğini söyledi. Gerekçe olarak nüfus ölçeğini, kişi başına gelir düzeyini ve sektörel çeşitliliği saydı. Eğitimden sağlığa, enerjiden ulaştırmaya ve finansa kadar alanlarda, yerli ekiplerin kamu verisiyle daha hızlı sonuç üretebileceğini öne sürdü.
Takvim, veri setlerinin yarın bir portalda açılacağı şeklinde değil. Bakan, bu yıl sonuna kadar tanımlarla ilgili süreçlerin tamamlanıp ardından paylaşımın yapılacağını ifade etti. “Yaklaşık 2 bin” ifadesi de kesin bir envanter dökümü değil. Hangi kurumun hangi seti, hangi lisansla, kişisel veri ayıklanmış mı, bunlar konuşmada yok. Okuryazarlık ile veri açma aynı politikada duruyor ama ikisi farklı işler. Biri insanın kavraması, diğeri model eğiten ekibin ham maddeye erişmesi. Birinin gecikmesi diğerini otomatik olarak ilerletmez.
Altyapı ve yatırım cümleleri
Konuşmanın geri kalanı, okuryazarlığı tek başına bırakmıyor. Kacır, Türkiye’de yaklaşık 250 megavatlık veri merkezi kapasitesinin bulunduğunu, bunun 1 gigavat düzeyine çıkarılmasının amaçlandığını ve bu artışta yapay zekâ kapasitesinin önceliklendirileceğini söyledi. 2030 itibarıyla aynı 1 gigavat hedefini bir kez daha andı. HIT-30 programında veri merkezi ve yapay zekâ için ayrı bir pencere açıldığını, 3 milyar dolara yakın devlet katkısıyla 10 milyar dolara yakın bir yatırımın ülkeye çekilmesinin amaçlandığını anlattı. Kamu yatırımlarının en az yüzde 2’sinin yapay zekâ projelerine yönlendirileceğini ve 2030’a kadar bakanlıkların yatırım programlarında bu projelere öncelik verileceğini ekledi.
Donanım yarışında “geriden gelenin her harcamayı kopyalamaması” gerektiğini, insansız hava araçlarındaki özgün yolu örnek gösterdi. Dil modelleri için de aynı mantığı kurdu: başkalarının modellerine bağımlı kalmadan, kültürel kodlarla ve sektörel veriyle daha dar ama daha isabetli modeller geliştirmek. İmalat sanayisinin aynı veri tablolarıyla konuşmasını, bakanlığın kendi sorumluluk alanındaki iş olarak tarif etti.
Söz ile ölçülecek iş arasındaki fark
Bu konuşmadan çıkan tablo bir lansman değil, bir niyet haritası. Beş milyon kişi, iki yıl, yaklaşık iki bin veri seti, yüz bin profesyonel, megavattan gigavata kapasite. Hepsi duyurulmuş hedef. Henüz yayımlanmış bir müfredat, açılmış bir veri kataloğu ya da illere dağılmış kontenjan listesi, bu aktarımda yok. Kacır’ın başka bir etkinlikte 81 ilde okuryazarlık atölyelerinden söz ettiği de biliniyor. Alucra konuşmasının resmi özeti ise atölye ağını değil, kapsamı ve süreyi öne çıkarıyor.
Yapay zekâ okuryazarlığı bu anlatıda bir uygulama kısayolu değil. Fırsatı, sınırı ve riski aynı anda gören bir kavrayış olarak tarif ediliyor. Yanındaki veri vaadi ise yerli geliştiricinin kamu setlerine erişmesi. İkisini birbirine karıştırmadan izlemek gerekiyor. Birinci soru, iki yıl içinde 5 milyon kişiye hangi içerikle, hangi kurum aracılığıyla ulaşıldığı. İkinci soru, yıl sonunda tanımları bitmesi beklenen yaklaşık 2 bin setin gerçekten açılıp açılmadığı. Söz, 3 Ağustos 2026’da kuruldu. Sonuç henüz bir tablo değil.







