Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, 12 Ekim 2026’da Marmara Üniversitesi 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni’nde konuştu. YÖK’ün resmî duyurusuna göre Özvar, üniversitelerde bütün öğretim elemanlarına yapay zekâ eğitimi verilmesini ve hiçbir hocanın geride kalmamasını istedi.
Özvar, 2026-2027 döneminde tüm programları yatay kesecek şekilde yapay zekâ araçlarının kullanımına ilişkin kursların ivedilikle başlatılması gerektiğini söyledi. Akademisyenlerin bu araçları çoğunlukla kendi imkânlarıyla öğrendiğine dikkat çekerek bunun artık yeterli olmadığını, teknolojinin bütün kapasitesinin sistemli eğitimlerle öğrenilmesi gerektiğini vurguladı. Üniversite yönetimlerinden, öğretim üyelerini bu teknolojilerden etkin yararlanabilecek donanıma kavuşturmalarını istedi.
“Ben kendim hallederim” gerekçesine karşı
YÖK metninde yer alan ifadeyle Özvar şunları söyledi: “Bütün hocalarımız yüksünmeden, çekinmeden bu kursları almak durumundadır. Ben biliyorum, ben kendim hallederim, daha iyisini yaparım gibi gerekçelerle bu kurslardan uzak kalınmamalıdır.” Yetkinliği bulunmayan öğretim elemanlarına yönelik eğitimlerin gecikmeden başlamasını ve mühendislik fakültelerinin ilgili bölümlerinden destek alınabileceğini belirtti. Üniversitelerden yapay zekâ araçlarının kullanımına ilişkin akademik rehberler hazırlamalarını da istedi.
Özvar’a göre yapay zekâ; ders içeriklerinin geliştirilmesi, öğretim faaliyetlerinin çeşitlendirilmesi ve araştırmaların desteklenmesinde fırsatlar sunuyor. Bu nedenle kursların yalnızca teknik bölümlere değil, tüm programlara yayılması gerektiği mesajı verildi.
Sınav yöntemleri uyarısı
Aynı konuşmada Özvar, üniversitelerde çoktan seçmeli sınavların yaygınlaşmasını yükseköğretimin niteliği bakımından doğru bulmadıklarını açıkladı. Kısa anketlerde hukuk fakültelerinde dahi bu yöntemin arttığını; sosyal bilimler, sağlık, mühendislik, ilahiyat, eğitim ve teknik programlarda da benzer eğilim görüldüğünü söyledi. İkinci öğretimin kaldırıldığı ve öğrenci sayılarının daha makul seviyelere geldiği bir dönemde bu eğilimi eleştirdi.
Hukukta gerekçeli görüş, mühendislikte problem çözme, sosyal bilimlerde kanıta dayalı yorum gibi kazanımların çoktan seçmeli formatta yeterince ölçülemeyeceğini savundu. YÖK’ün üniversitelere bu konuda uyarı yaptığını ve ölçme-değerlendirme uygulamalarının yakından takip edileceğini bildirdi.
Müfredat sadeleşmesi ve dijital platform
Özvar, lisans müfredatlarının ve ders yapılarının sadeleştirilmesini, güncelliğini yitirmiş ve uygulamayla bağı zayıflamış yapıların gözden geçirilmesini istedi. Teorik eğitimin eksiksiz verilmesi gerektiğini, ancak uygulamalı çalışmalara daha fazla yer ayrılmasını savundu. Haftalık öğrenci iş yükünün bugünün şartlarına göre yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulundu.
Ayrıca Veri Analizi Okulu’nun kapsamının genişletilerek Dijital Yükseköğretim Platformuna dönüştürülmesinin hedeflendiğini açıkladı. Geçen yıl yaklaşık 30 bin kişinin programa aktif katıldığını; ODTÜ, İTÜ ve Boğaziçi’nin ardından Yıldız Teknik Üniversitesi’nin de çalışmalara katıldığını belirtti. Programın üniversite öğrencilerinin yanı sıra ortaöğretim öğrencilerine ve çalışma hayatındaki vatandaşlara da hitap ettiğini söyledi.
Bu çağrı, YÖK’ün son dönemde dijital üniversite ve yapay zekâ okuryazarlığına verdiği ağırlıkla aynı çizgidedir. Kursların içeriği, süresi ve zorunluluk derecesi üniversite yönetimlerinin uygulamalarına kalacaktır. Öğretim elemanlarının sistematik eğitim alması, öğrencilerin üretken yapay zekâyı akademik dürüstlük kuralları içinde kullanması için de zemin hazırlayabilir.
Özvar ayrıca Marmara Üniversitesi Göztepe kampüsünün teknoloji üssü olarak yapılandırılmasını önemsediklerini, araştırma üniversiteleri liginin gelecek yıl yeniden belirleneceğini ve genç akademisyenlere yurt dışı doktora sonrası araştırmalar için aylık yaklaşık bin dolar destek verildiğini açıkladı. Bu başlıklar yapay zekâ kursu çağrısıyla aynı törenin parçasıdır.
Kaynak: Yükseköğretim Kurulu







