Eğitimin yapay zekâ çağında bir kamu hizmeti olarak kalıp kalmayacağı, 8 Eylül 2026’da Paris’te bakanların masasına kondu. UNESCO Genel Merkezi’nde, Dijital Öğrenme Haftası 2026 sırasında sunulan bakanlar bildirisi, dünyanın çeşitli ülkelerinden 25’ten fazla eğitim bakanı ve yetkili temsilci tarafından benimsendi. Ortak çağrı, eğitimin insan hakkı ve ortak bir kamu malı olarak sürdürülmesi. UNESCO’nun haberi 9 Eylül 2026 tarihli. Son güncelleme 10 Eylül. Haftanın teması “Education in the age of AI: Facts, Frictions, Frontiers”. Paris’te 1.500’den fazla katılımcı, çevrimiçi ise binlerce kişi var. Bakanlar, uzmanlar, teknoloji sektörü, eğitimciler ve öğrenciler aynı haftada.
Fayda, kendiliğinden gelmiyor
Bildiri, yapay zekânın öğrenenin düşünme biçimini, öğretmenin mesleki yargısını ve öğrenmenin nasıl değerlendirildiğini değiştirdiğini kabul ediyor. Erişimi genişletme ve öğrenene destek olma potansiyelini de yok saymıyor. Bu faydayı şarta bağlıyor: müzakereye dayalı bir yönetişim, insan desteği ve yeterli hazırlık. Öğrenme, yapay zekâ insan ilişkisinin ve insan yargısının yerine geçtiğinde görülmüş olmuyor. UNESCO Eğitimden sorumlu Genel Direktör Yardımcısı Qun Chen, metni kamu yararının, eleştirel anlamanın, öğretmenin söz hakkının ve dayanışmanın sürmesi için bir çağrı diye niteliyor. Yapay zekânın eğitime nasıl gireceğinin bir kamu kararı ve kamu hesabı meselesi olduğunu söylüyor.
Sekiz öncelik
Birinci öncelik, kamu yararı koşullarını geri getirmek. Sistemler denetlenebilir olacak, veri taşınabilir olacak, kamu gözetimine tabi olacak. Öğrenene ücretsiz katman, bağış ya da satıcı sözleşmesi yoluyla ulaşıyor olsa bile bu şart düşmüyor. İkinci, eleştirel anlamayı korumak. Yapay zekâ, öğreneni akıl yürütmeye ve bilişsel işi kendisinin yapmasına zorlayacak biçimde geliştirilip kullanılacak. Öğretmen ve öğrenci için yetkinlik yatırımı, UNESCO’nun iki yapay zekâ yetkinlik çerçevesine dayanacak. Üçüncü, öğretmenin söz hakkını büyütmek. Hazırlık ve mesleki gelişime yatırım var. Hangi sistemin sınıfa gireceğine öğretmen katılacak. Araç, öğretmenin mesleki katkısını ve yargısını destekleyecek, onun yerine geçmeyecek.
Dördüncü, yaşa ve gelişime uygunluk ile öğrenenin korunması. Yaklaşım, çocuk ve gencin haklarına, gelişen kapasitesine ve eğitim ihtiyacına dayanacak. Gerektiğinde kullanımı durdurmak ya da bırakmak mümkün olacak. Beşinci, eğitim verisini kamu yararına yönetmek. Öğrenen ve öğretmen, özellikle çocuk, kendi verisinin hak sahibi. Verisini toplayan ve ona göre hareket eden sistemler hakkında karara katılacaklar. Altıncı, eşitlik ve kapsayıcılığı tasarıma koymak. Çok dilli ve kapsayıcı tasarım, sistemin kullanılacağı diller, yetiler ve bağlamlar boyunca değerlendirilebilmesi bu maddenin içinde. Yedinci, sahip olmanın toplam maliyetini benimseme kararından önce saymak. Birlikte çalışabilirlik, taşınabilirlik ve açık kaynak, sistemin gerekirse yön değiştirebilmesi için tercih ediliyor. Sekizinci, yönetişim kapasitesini hem ulusal hem bölgesel olarak kurmak ve biriktirmek. Hiçbir eğitim sistemi, yapay zekâ arzının yoğunlaştığı bir piyasayla tek başına kalmayacak.
Sağlayıcıdan istenen ve UNESCO’nun kendi işi
Bildiri, yapay zekâ sağlayıcılarından üç şey istiyor. Eğitime faydasının kanıtını, sistemi yaygınlaştırmadan önce sunmak. Sistemi açıklanabilir ve denetlenebilir kılmak. Zarar için hesap vermeyi kabul etmek. Uluslararası toplumdan, kapasitesi en az gelişmiş eğitim sistemlerine destek istiyor. UNESCO’dan ise küresel diyaloğu sürdürmesini, yapay zekânın eğitimin kamusal amaçlarını nasıl değiştirdiğini izlemesini, ilerlemeyi raporlamasını ve politikayı bu raporla beslemesini bekliyor.
Metin, UNESCO’nun önceki işinin üstüne biniyor. 2023’te eğitim ve araştırmada üretken yapay zekâ için ilk rehber yayımlandı. 2024’te öğrenci ve öğretmen için yetkinlik çerçeveleri geldi. 2024’ten beri bu çerçevelerin seminerleri 100’den fazla ülkeden katılımcıya ulaştı. UNESCO, 58 ülkeye dijital ya da yapay zekâ yetkinliği için çerçeve, müfredat ve niteliği gözden geçirilmiş eğitimde doğrudan destek verdi. Üye devletlerin 2021’de kabul ettiği yapay zekâ etiği normu da arka planda duruyor. 194 üye devletin o çerçeveyi kabul etmiş olması, 8 Eylül’deki bakanlar bildirisiyle aynı metin değil. Biri etik norm, biri eğitim bakanlarının bu haftaki taahhüdü.
Yorum için açık duran belgeler
Haftada kamuoyu yorumuna açılan bir çalışma belgesi var: eğitimi yapay zekâ çağında ortak bir kamu malı olarak sürdürmek ve bunun için bilinçli bir yönetişim. Altı arka plan kâğıdı da uzmanlarca yazılmış. Konular arasında güvenlik, yaşa uygunluk, satın alma ve egemenlik var. Gelen görüş, politika özetlerinde toplanacak. Bu özetlerin yayımlanacağı yer, Mart 2027’deki bir sonraki Dijital Öğrenme Haftası. Bildiri bugün bir niyet. Özetler ise o niyetin bir yıl sonra politika cümlesine dönüp dönmediğinin kontrol noktası.
Kamu malı cümlesi neyi değiştirir
Ortak kamu malı demek, yapay zekânın okula hiç girmemesi demek değil. Bildiri potansiyeli reddetmiyor. Girmesinin şartını kamu kararına bağlıyor. Denetlenebilirlik, öğretmenin masada olması, çocuğun verisinin hak olarak durması, ücretsiz katmanın bile gözetimden kaçmaması ve gerektiğinde sistemi durdurabilmek, bu şartın parçaları. Bir okul “bedava verdi, biz de aldık” dediğinde, birinci ve yedinci öncelik hâlâ duruyor. Bedel, yalnızca lisans faturası değil. Toplam sahip olma maliyeti ve geri dönebilme imkânı. Türkiye’deki bir öğretmen ya da veli için metin uzak bir başkent tutanağı gibi durabilir. Ölçüt ise yerel. Sınıfa giren sistem denetlenebiliyor mu, öğretmen seçimde var mı, öğrenci verisi bir hak olarak duruyor mu, işe yaramazsa bırakılabiliyor mu? Bildiri, bu dört soruya “evet” demeden faydayı kabul etmiyor.
Kaynak: UNESCO







